Gümüşdamla Köyü Forumu
Eylül 10, 2010, 02:07:31 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: SMF - Just Installed!
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Mehmet Akif ERSOY- Bülbül şiiri  (Okunma Sayısı 1130 defa)
murat
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 1


Üyelik Bilgileri E-Posta
« : Ağustos 02, 2008, 07:28:23 ÖS »

BÜLBÜL
 


Bütün dünyâya küskündüm, dün akşam pek bunalmıştım;

Nihâyet , bir zaman kırlarda gezmiş, köyde kalmıştm.

Şehirden kaçmak isterken sular zâten kararmıştı;

Pek ıssız bir karanlık sonradan vadiyi sarmıştı.

Işık yok, yolcu yok, ses yok, bütün hilkat kesilmiş lâl...

Bu istiğrakı tek bir nefha olsun etmiyor ihlal.

Muhitin hali «insâniyyet»in timsalidir, sandım;

Dönüp mâzîye tırmandım, ne hicrânlar, neler andım!

Taşarken haşrolup beynimden artık bin müselsel yâd,

Zalamın sînesinden fışkıran memdûd bir feryâd,

O müstağrak, o durgun vecdi nâgâh öyle coşturdu:

Ki vadiden bütün, yer yer, eninler çağlayıp durdu.

Ne muhrik nağmeler, yâ  Rab; ne mevcamevc demlerdi:

Ağaçlar, taşlar ürpermişti, gûya  Sür-i Mahşerdi!

 

– Eşin var, âşiyânın var, bahârın var, ki beklerdin;

Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin?

O zümrüd tahta kondun, bir semâvî saltanat kurdun;

Cihânın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun.

Bugün bir yemyeşil vadî, yarın bir kıpkızıl gülsen,

Gezersin, hânümanın şen, için şen, kâinâtın şen.   :

Hazansız bir zemîn isterse, şayed rûh-i ser-bazın,

Ufuklar, bu'd-i mutlaklar bütün mahkûm-i Pervâzın.

Değil bir kayda, sığmazsın -kanatlandın mı- eb'ada;

Hayâtın en muhayyel gâyedir ahrara dünyâda.

Neden öyleyse mâtemlerle eyyamın perîşândır?

Niçin bir damlacık göğsünde bir ummân hurûşandır?

Hayır, mâtem  senin hakkın değil... Mâtem  benim hakkım:

Asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez âfâkım!

Teselliden nasîbim yok, hazan ağlar bahârımda;

Bugün bir hânümansız serseriyim öz diyarımda!

Ne hüsrândır ki: Şark'ın ben vefasız, kansız evlâdı,

Serâpâ Garb'a çiğnettim de çıktım hak-i ecdâdı!

Hayâlimden geçerken şimdi; fikrim hercümerc oldu,

Salâhaddîn-i Eyyûbî'lerin, Fatih'lerin yurdu.

Ne zillettir ki: Nakuus inlesin beyninde Osman'ın;

Ezan sussun, fezâlardan silinsin yadı Mevlâ'nın!

Ne hicrândır ki: En şevketli bir mazi serâb olsun;

O kudretler, o satvetler harab olsun, türâb olsun!

Çökük bir kubbe kalsın ma'bedinden Yıldırım Han'ın;

Şena'atlerle çiğnensin muazzam kabri Orhan'ın;   __

Ne haybettir ki: Vahdet-gâhı dînin devrilip, taş taş,

Sürünsün şimdi milyonlarca me'vasız kalan dindaş

Yıkılmış hânümanlar yerde işkenceyle kıvransın;

Serilmiş gövdeler, binlerce, yüzbinlerce doğransın!

Dolabın sonra, İslâm'ın harem-gâhında na-mahrem...

Benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil mâtem ![/b]

Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!